w2İnsanoğlunu belkide en fazla zorlayan ve inciten duyguların başında gelir suçluluk duygusu..örneğin ağır depresyon olgunlarında yoğun suçluluk duygusu gözlenir suçluluk duygusu gözlenir diğer depresyon bulguları yanısıra..alıngandır,aşırı düşünceli ,karamsar ,umutsuz ve takıntılı özellikleri vardır..

Suçluluk duygusu aşırı katı ve yargılayıcı bir super egonun hakim olduğu kişilik yapılarında uygun psikolojik zeminde öne çıkar ve sıkıntı yaratır.Vicdani ve ahlaki açıdan kendine karşı aşırı yargılayıcı tutumlar sergileyen bu kişilik yapılarında şahıs kendine karşı aşırı acımasızdır.Bireyin kendini suçlaması hayatında başkalarına karşı yalnışlar yaptığını düşünmesi ve bu durumdan da kendini affedememesinden köken almaktadır…kişinin kendine karşı sert ve esneklikten uzak tutumu söz konusudur.Ve kendini affedemeyen başkası değil yine kendisidir..

Burada önemli olan, bireyin yalnış yaptığına dair inancıdır.Yalnışın bireyin kendisine veya başkalarına olumsuz etkilerinin olmuş yada olmamış olduğu gerçeği veya başkalarının kişiyi gerçekten suçlamaları esas konu değildir..onların kendisine cidden kırılmış , yada incinmiş olduğunu, onların hayatlarını mahvettiğini düşünür, zarar verdiğine inanır ve berbat hisseder..birde karşı taraf onu haklı yada haksız yere suçlarsa bu onu daha da ezer.
Realite de yaşanmış bir olumsuzluk olmasada yada incir çekirdeğini doldurmayacak bir vukuat söz konusu olsa bile kişi için çok büyük bir üzüntü kaynağıdır ve ölesiye kendini suçlu hissetmektedir..ve muhattabı olan kişilerin kendisini asla affetmeyeceklerini düşünür ..suçludur ve cezasını çekmelidir..w1

Çünkü esasen kendini affedemeyen kişinin kendisidirve kendini kötü hisseder.. suçlanma eğilimini tetikleyici olayı takıntılı şekilde bırakamaz,olanı unutup yoluna devam edemez..
Bazen aslında olan bir şey de yoktur ve yaşamın geneli ,ilişkilerinin tümü ona kendini suçlu hissettirir.herşeyi ve herkezi çocuklarını ,eşini ,ailesini ,işini mahvetmiştir,başarısız v ümitsizdir..ölmeyi bile isteyebilir.. kendini affettirme yolluna da gidemez..kişinin kendisinin cezayı hakettiğine olan inancı yoğundur Cezalandırmayı da bizzat kendi kendisine yapar. Kendisine karşı acımasız ve katı şekilde yaklaşır..her gün yoğun sıkıntılarla boğuşur, kendisiyle mücadele etmekden yorgun düşer.. .takıntılı düşünceler de duruma eşlik ederse durum daha da ağırlaşır..
Bu durum da suçluluk duygusunu kişiler daha sık yaşar.Ne zaman hata yapsa aynı döngü tekrar eder ,uzun süre hatasını unutamaz ve kendini suçlamaları yoğun olur ve de kendini çok kötü hisseder.
Keza kişilerin depresyon geçirdiği durumlarda major depresyon gibi suisit fikirlerin yoğun olduğu tablolarda suçluluk duyguları çok daha ağır ve yoğundur . Şayet siz de kendinizi sık sık suçlu hisseden kişilik yapısına sahipseniz ve bundan canınız yanıyor yaşamınız zorlaşıyorsa ciddi olarak kendinizi ağır yargılayıcı eleştirel yapının nereden kaynaklandığını araştırmak için uzmanlardan yardım almalısınız.…kendinize baktığınız da zaman zaman kendinize öz güvenle ilgili sorunlar yaşadığınızı tüm kişisel geliştirme çalışmaları ,kültürel birikim ve iş başarılarınıza ve toplumda ki var olma çabalarınıza ve ilşkilerinizde tesis etmeye çabaladığınız duruşunuza rağmen kendine güvensizlik hissettiğinizi , ötekinin onayını almadan kendinizi iyi hissedemediğinizi ve kendi seçimlerinizi yapamadığınızı fark edebilirsiniz.. mükemmelliyetcilik ile ilgili derin kaygılar ve gereğini yapamadığınıza inandığınız da ve yeterince iyi olmadığınızı düşündüğünüzde kendinize karşı kızgınlık gelişebilir ve ardından da derin suçluluk duygusu gelebilir..
Neden ise olayları , özellikle olumsuz algıladığınız yaşantıları incinmişliklerinizi ,insanların size yklaşımlarını ve sözlerini aklınızdan atamamak , olanlarla ilgili kendini bir türlü affedememek , sürekli depresif olmaya meyil göstermek ve yine sürekli ve kolayca endişelenir kaygı dolu olma hali söz konusudur…
Daima kontrollü olma ihtiyacı olayları ve insanları kontrol ederek kişinin kendi iç dünyasında control edemediği olumsuz duygu ve düşüncelerini bilinçsizce dışarıyı başkalarının yaşantılarını evini çocuklarını eşini özellikle control etmek yöntemiyle kişi ancak dengede kalabilme hali söz konusu olacaktır..
Bazen de gerçekten real olarak yaşamda kişi tarafından işlenmiş mühim bir hata vardır ve akıl ve vicdan sahibi her kimse olarak kişi kendi payına düşen bir özür varsa onu üstlenir sağlıklı bir dozda kendini suçlu hissedebilir ama telafi yollarına giderek onarma çabasına girer üzerine düşeni yaptıktan sonra karşı tarafın da iyi niyetini ve olurunu samimi olarak talep eder ve mümkünse bu uzlaşıyı da alarak olayla ve rahatsız edici bu duyguyla vedalaşarak bu hadiseyi hayatından çıkartır sağlıklı davranış biçimi budur.. ve kişi hayatına devam eder..
Bilinen odur ki bunun aksi ne yaşanan durumlar da aynen aşırı kendini suçlayıcı eleştirel yapı gibi patolojiktir ve kişilik bozukluklarında görülmektedir.. böyle bir durum da ki ileri anti sosyal kişilik bozukluklarında bu duruma rastlanmakta olup,bu tür kişilerin vicdanı duyguları hemen hiç gelişmemiş olup, ahlaki ve insanı normlar gereğince var olan ,acıma ,merhamet etme gibi özelliklerin bu kişilerin kişiliğinde hiç barındırmadığı görülür ve başklarının malını ,menfaatini hatda canını çok ciddi zararlara uğratsa dahi bu kişiler asla, suçluluk dahi duymayacağı bir gerçektir..
Nasıl ki bu yapı kabulü sarsıcı bir durum ise aşırı kendini suçlayıcı yapı da ,keskin sirkenin küpüne zarar olduğu gerçeği nde olduğu gibi aşırıya kaçan öz eleştirel ve acımasız yargılayıcı yapıda öz sevgi ,öz saygı ve öz benlik değerini sarsarak inciteceğinden kişiye zarar verecektir ve doğal değil patolojik psikolojik süreçlerin ve yanlış bir yapılanmanın sonucudur..kişinin yardım ve desteğe ihtiyacı vardır ve de psikolojik yapının incelenmesi ,patolojik kişilik gelişim süreçlerinin incelenmesi ve kişinin ciddi psikolojik destek alması nı icap ettiren bir süreç söz konusu olacaktır..

Uzm. Psk. Dnş.Dr. Derya Eskin